Pazartesi, Mart 12, 2007
Pek hareketli bir haftasonu geçirdim bu hafta..Belliydi gerçi böyle olacagı..Önce güzelliklerden bahsedelim biraz..

Cumartesi günü ufak kuzenimin elinden tutup, Odtü'de sergilenmekte olan Da Vinci'nin icatları sergisine gittim..Bizim ufaklıkla olan ilk dışarı maceram oldu bu..Çocuk da şaşırdı gerçi, benden böyle bir teklif gelmesini beklemiyordu, altında bir çapanoglu aradı ama içimden geldi cidden :) Biraz geç gitmemizden dolayı acayip bir sırayla karşılaştık..Ben sırada beklerken bizim ufaklık o arada minik arkadaşlarıyla, Odtü'nün içindeki derelerden gelen sulara taş attı, koşturdu, zıpladı, hopladı..1 saatlik bir bekleyişin ardından sergiye girdik..Açıkcası daha farklı şeyler hayal etmiştim, ama biraz hafif kaçtı çogu şey..Kuzenim açısından verimli bir sergi oldu, en azından vizyonu genişlemiştir çocugun, ilerde abisi gibi mühendis adayı filan olur bakarsınız :)

Pazar günü Ankara'da oynanan Beşiktaş-Ankaragücü maçına gittik..Zaten gitmesek şaşılırdı..İçimde stada girmeye dair pek bir istek yoktu açıkcası, maçtan önce piyasa turlarını atıp evin yolunu tutmayı planlamıştım ama ortama girince girmemek olmaz dedik..Maç boyu karşılıklı atışmalar, koltuk yagmuru, polis müdahalesi falan derken pek eglendik..Maçı zar da osla 1-0 aldık..Golden sonra zaten iyice koptuk hayattan..Maç sonunda 1 saat kadar stad içinde bekledildik..O arada akıllara zarar sahneler yaşandı, ne yazık ki çekemedik kameraya :) Hayatımda görmedigim kadar polisi bir arada gördüm bu maç sayesinde..Bizim eve kadar aralıklı olarak Çevik Kuvvet vardı resmen..Varın gerisini siz düşünün..

Şimdi yeni haftanın ilk gününü yedik..Afiyet olsun, yine bekleriz..
 
posted by Irreducible at 10:39 ÖS | 1 comments
Perşembe, Mart 08, 2007
Sevgili ve de saygıdeger blogger insanları ve insancıkları öncelikle bilmem kaçıncı kez merhaba diyorum hepinize..Bir heves ve zaman geçirme aracı olarak başlayan blog yaşantım şimdiye kadar, genellikle kesintilere uğrayarak devam etmekte..Aralara serpiştirilen 2-3 aylık boşluklar neticesinde, buraları başıboş bıraktım..Bu süre zarfı içerisinde neler mi yaptım?Birazcık bahsedeyim bari de bir yeriniz düşmesin meraktan :P

* Öncelikle aylar önce yazmış olduğum yazıdan da anlayacağınız gibi kıdemli stajyer kimligime geri kavuştum..Neredeyse iki aydır staj yapmaktayım ve çok sıkıldım..Okulumu bile özledim(düşünün ne kadar sıkıldığımı)..Stajyer şahsiyet olarak yaptığım en verimli şey oturmak oldu heralde..Önüme konulmuş olan bu bilgisayarın başına yerleşen bendeniz, bilimum dizi ve filmi izledi şirkette(inşallah şirketten birileri okumaz:))..Bolca internette takıldı, kendi kendine birşeyler öğrenme hevesine kapıldı, biraz kurcaladı, biraz saçmaladı ama herkes tarafından sevilen bir ufak stajyer görünümünü bozmadı..Şirketteki insanların katılımıyla yapılan halı saha maçlarının yıldız ismi bile oldu, o derece aktif rol aldı şirkette :)

Ha hiç işe yaramadın mı diye soranlar olabilir..Az da olsa ufak tefek işlerde yardımımız dokundu insanlara..Ama mesleki anlamda tatmin etmediği için gönülsüzce yaptım çoğu işi..Tam bir şeyler öğrenecez, yaşasın diyecekken şirketteki gizlilik prensibinden dolayı çok hızlı bir kararla, laboratuvar ortamından uzaklaştırıldım..Pek bir içerledim başlarda bu durumu, laboratuvara girmemi yasaklayan güvenlik müdürünü tenhada kıstırıp dövmeyi bile geçirdim kafamdan, ama sonra yaşına hürmeten vazgeçtim bu hareketten :) Zaten o günden sonra küstüm ve bilgisayar başına geçtim..Bu kaderi ben seçmedim yani :)

* Stajda olmanın ve 3. sınıfa gelmiş olmanın vermiş olduğu yaşlılık hissiyle beraber kendimi gençleştirme operasyonuna giriştim bu sürede..Bir arkadaşla birlikte gözümüzü karartıp, mini boy olan göbeklerimizi hafiften yokedip, biraz da saglıklı yaşam standartlarına ulaşmak adına fitness salonuna yazıldık..Eşofmanları giyinip başladık çalışmalara..İlk günlerden sonra öldük, bittik diye düşünürken şu an gayet zinde hissediyorum kendimi :P Vücut hamlığı bir kenara bıraktı ve kendini toplamaya başladı yavaş yavaş..İnşallah kendimizi kaybetmeyiz ve süreklilik sağlayabiliriz..Gerçi spordan çıkıp kebapçıya gitmeye başlayacagımız günler yakındır :)) Madem spor yapıyoruz, yediğimize içtiğimize de dikkat edelim değil mi ama..

* Bir ara düzenli olarak kitap okumaya başladım ama üzülerek söylüyorum ki arkası gelmedi :( Canım kitap okumak istiyor ama ne yazık ki zaman bulamıyorum..Bulsam da yorgunluktan, uykusuzluktan dolayı erteleyip duruyorum..Ama bu işe bir dur demek için tekrar kolları sıvıyorum, akşama "Cin Ali ve Topaçı" adlı başucu eserini edinerek başlıyorum..

* Son bir haftadır şiddetli boyun, omuz agrısı çekiyorum..Bir sabah uyandığımda kendini 4.5 şiddetinde deprem gibi hafiften hissetiren bu agrı, gün geçtikçe artçı şokların da desteğiyle şiddetini arttırdı..Oturamaz, yatamaz, saga sol dönemez hale geldim resmen..İlaç içmeye karşı olan beynimin direktifleriyle hiç bir ilaçtan yardım istemedim..Pomatlarla, yumuşatıcılarla geçirmeye kalktım agrıları..Fakat ne yazık ki baskılara dayanamayıp şirketteki bir ablamızın vermiş oldugu ne idügü belirsiz bir ilacı içtim..Evet itiraf ediyorum içtim..Peki ne mi oldu, boyun agrılarım azaldı ve şu an neredeyse geçti..Tabi bunda ani hareketler yapmamın ve boynumu devamlı sıcak tutmamın da etkisi büyük..

* Anti makyaj görüşü üzerinde ciddi ciddi düşünmeye başladım bu aralar..Sokakta ve bilgisayar ekranlarında görmüş olduğum allı pullu kızlarımızı görünce nedense hayata karşı içimdeki bütün sevgi kelebekleri uçtu gitti..Nedir bu fazla makyaj yapma arzusu anlayamadım..Orta dereceli bir makyaj güzel durabiliyor, insanı bakımlı kılabiliyor ama yüzünde 1 kilo pudra süren kızlarımız pek bir itici geliyor bana..Gerçi kızlarımızın umrunda mı bana itici gelmeleri orası ayrı bir sorgu konusu :)

* Şimdilik bu kadar olsun, arayı uzatmamak kaydıyla görüşmek üzere..Yavaş yavaş peşinizdeyim..
 
posted by Irreducible at 11:05 ÖÖ | 2 comments