Geçen günlerin birinde kendime izin verdim..Arabayla geldim işe, tabi öyle olunca 5-10 dakika erken çıktım durumdan istifade..Gün henüz yeni kararıyordu, güneş batmamış selamlıyordu önümdeki yolda beni..Gözlerime gözlerime inceden yansıyordu ışıgı..Çok huzurlu hissettim kendimi işte o anda..Hep özenmişimdir oldum olası güneşe karşı bir yerlere gidenlere..Amerikan filmlerinde olur belki siz de bilirsiniz..Teksas'tan uzanan toprak yolda eskimiş bir arabayla yola çıkan uzamış sakallı kahramanımız, agzındaki tahta parçasını kürdan niyetine şekil olsun diye bir o yana, bir bu yana çevirir diliyle..Radyoda çalan country müzigi..Yanında camdan kafasını uzatmış bir köpek..Yolda otostop çeken güzel bir kız :) Güneş ufka kadar uzanan dağların arkasında usulca batarken, kahramanımız da şarkıya eşlik etmiş vaziyette hiç bir şey düşünmeden direksiyon sallar..Huzur ve dinginlik içinde gözleri kapanıncaya kadar sürer arabasını..Ahanda işte aynen böyle hissettim bende geçen gün..Sıra bana gelmiş gibiydi işte o an..Sıra sıra dağlar olmasa da önümde, gökyüzündeki bulutları seçebiliyordum hafiften..Hani biri çıksa da geride bırak herşeyi, hiçbir şey düşünme, ben her şeyi halledicem, sen sadece yüreğinin götürdüğü yere git dese, 470 km hiç durmadan giderdim..Arkada bugün dilime dolanan Asi ve Mavi'yle..Ya da esecek kafama bir gün yine aynı şarkıyı söyleyerek gideceğim kalbimi bıraktığım şehire..
Habersiz gitmenin asiliği..
Gökyüzünün maviliğiyle..
Oysa ben senden neler neler isterdim
Senli sevdalarda dogmak isterdim
Sabahlar isterdim, asi ve mavi
Büyusün isterdim ışıgın rengi
* Resim çalıntıdır :)
Dün uzun zaman sonra izlemek istediğim Gönül Yarası filmini izledim..İzlerken bir kez daha gördüm Şener Şen’in ustalığını..Bir insana her rol, her karakter bu kadar mı yakışır..Bir insan girdiği her kalıba bu kadar mı güzel uyum sağlar..Sanatın, sanatçının bu kadar ucuza alınıp, satıldığı bir ülkede eşine zor rastlanan bir sanatçıdır bence Şener Şen..Adı geçen her filmi gözüm kapalı izlemişimdir..Hem de bir kez değil, defalarca..Eskinin komik adamı, jestleriyle, mimikleriyle insanı güldüren birazcık düzenbaz, birazcık sahtekar insanı, zaman geçtikçe dağların eşkıyası, gönüllerdeki yaranın sebebi oldu..Adını attığı bütün projelerden ustaca kalktı..Şimdi birazcık Şener amcanın en beğendiğim filmlerine bakalım, ne dersiniz :)
Sadece şehirler arası yollarda otobüslerde bile 3-4 kere izlemişimdir Zügürt Ağa’yı :) Ağalık kültürünün, toprağa dayalı sistemdeki gücün, şanın, şöhretin ince dokundurmalarla belki en güzel anlatıldığı filmdir..Zaman değiştikçe, gereksinimler gitgide arttıkça, köyün, ağalığın bitişinin bir gösterisidir..İhtişamlı günlerin bitmesiyle elde avuçta ne varsa satan, çiğ köfteciğe bel bağlayan, o her gün sildirdiği siyah çizmesini son ana kadar satmayan ve filmin sonunda “Domatis, domatiiis, haydin domatiiis” diyerek beni güldüren çok başarılı bir filmdir işte :)
Muhsin Bey’i herkes bilmez belki..En azından öyle allı pullu özel kanallarda yayınlamadı şimdiye kadar..TRT’de izleme fırsatı buldum ben de 2-3 kere..Ali Nazik’le, onun Türk Sanat Musiki’si hayranı yapımcısı arasındaki ilişkiyi ele alır film..Urfa’dan gelen Ali Nazik arabesk okumaya çalıştıkça, Muhsin Bey engeller..Günümüzde de halen süregeldiği gibi bir işte önemli olan sanat değil, para kazandırması olduğu için Muhsin Bey eldeki avuçtaki her şeyini kaybeder..Ama boyun eğmez..Uğur Yücel’le Şener Şen’in belki de dostluk anlamında ilk adımlarını attıkları filmdir bu :)
Sonra Eşkıya oldu Şener amca..Çok da yakıştı bu rol kendisine..Hep güldüren o adam gitti, yerine aşkı için yıllarını hapiste geçiren, dağlara korku saçan ama şehirde bir o kadar korkan eski bir eşkıyanın öyküsüydü bu..Boynunda dürbünü, boynunda cevşeni sevdiğini aradı durdu koca şehirde..Sonunda buldu da..Belki de tek dostu olan Cumali’nin intikamı için tekrar adam vurdu..Vurulduğu sahnede hüngür hüngür ağlattı beni, tıpkı annem ve teyzem gibi :/


İnşallah geri kalan yaşamında 1-2 güzel yapıt daha çeker ve bizlere izleme imkanı sunar..
Ben onun filmleriyle büyüdüm, sanırım daha 2 nesil onun filmlerini ezberlemeye devam edecek..
Türk sinemasının en komik ve yetenekli adamının şerefine olsun istedim bu yazım ;)
İnşallah olmuştur :)

Alışkanlık oldu heralde erken kalkmak..Bir Pazar sabahından beklentisi nedir ki insanın..Benim beklentim güzel bir uyku imkanı sunması..Ama bugün nedense uyuyamadım gönlümce..Ağzımda dünden kalma rakı tadı..Elime bile işlemiş kokusu meredin..Loş bir odadaydı çocuk..Burnuna izmarit kokusu gelmişti..Belki bu sayede uyanmıştı derin uykusundan..Dışardan gelen yağmur sesini dinledi usulca..Odanın camını açtı..Islanan toprağın o güzel kokusunu içine çekti..Bedenini yokladı soğuk elleriyle, kalp atışlarını hissedince rahatladı..Rüyasında kalbini kaybetmişti bir yerlerde..Bu rüyayı 2-3 senedir devamlı görüyordu..Biri alıp saklıyordu kalbini, sanki bulmaması için..Camı kapatıp, ağır ağır yanan sobaya yanaştı..Kapağını şöyle bir araladı, ve kenarda duran iki parça odunu sobanın içine attı..Bağdaş kurup, sobanın köşesine ilişiverdi..Hem ısınacak, hem de rüyasını düşünecekti..Bir an duraksadı..Ne görmüştü ki rüyasında..Birileri kalbini almıştı, hiç bir yerde bulamıyordu..Kim alırdı ki onun kalbini, hem ne işine yarardı başkasının..O güne kadar hiç düşünmemişti bunu..Kalbini sadece kendinin sanıyordu.. Ama ya bir gün kalbini biri alırsa ne yapacaktı..İçini birden derin bir kaygı kapladı..Başını ellerinin arasına aldı ve uzun bir off çekti..Rüyasında olup bitenlere bir türlü anlam veremiyordu..Aydınlanmamış bir nokta vardı bu rüyada..Düşünce çıkmazında boğulacakken saati fark etti..Nerdeyse 10’a geliyordu..Saat 12’de uzun zamandır görmediği ortaokul arkadaşlarıyla buluşup, hasret gidereceklerdi..Aceleyle dolabından bir kazak seçti..Evden çıkmadan önce son kez sobanın başına gitti..Gözlerini odunların üzerindeki alevlere dikti..Bir müddet öyle bakakaldı ateşe..Bugün bir şeyler olacaktı, hissediyordu..İçindeki sıcaklık, onu bir an önce evden çıkmaya yönlendirdi..En sevdiği botlarını giyip, kapıdan dışarı attı kendini..Sokağın başına kadar koşar adım gitti..İlk gelen otobüse atladı, biletini basıp arkaya doğru gitti..Tek eliyle kenardaki demirden tuttu ve camdan dışarıyı izlemeye başladı..Kış neredeyse bitmişti ve bahara doğru kayıyordu hava..Gökyüzü masmaviydi..Neden sonra bir anda kitlenen trafiği fark etti..Etrafı şöyle bir süzdü..Geleceği yere yaklaşmıştı ama bu trafikte gitmesi yarım saatini alırdı..“Kaptan arka kapıyı açar mısın!” diye bir ses yükseldi yanından..Arka kapının açılmasıyla birlikte 4-5 kişi kendini dışarı attı..İnerken burnuna tanıdık bir koku geldi ya da öyle sandı..Kafasını sağa, sola çevirirken arkasından gelen bir kız gördü..Hiç yabancı gelmemişti bu surat ona..Beynindeki nöron sayısı hızla arttı ve hafızasındaki yüzler içinde hemen bir arama yaptı..Hislerinde yanılmadıysa bu kız, ortaokulda hep gördüğü ama hiç konuşmadığı bir arkadaşıydı..O zamanlar o da bilmiyordu niye konuşmadığını bu kızla..Yaklaşmamıştı hiç yanına..Hep uzaktan seyretmişti bu uzun saçlı kızı..Acaba niye diye düşündü..Bir yanıt bulamadı kendi içinde..Ara sıra kafasını çevirip arkasındaki kıza bakmayı ihmal etmedi..Her bakışında biraz daha uzun tuttu gözlerini bu uzun saçlı kızda..Geçmişi tekrar yaşadığını düşündü..Bir kaç adım daha atıp, yol kenarındaki bir bankın kenarına oturdu..Arkasından gelen uzun saçlı kızı gözden kayboluncaya kadar izledi..
Sonra elini istemsizce kalbine attı, rüyaların aksine uzun zamandır hiç olmadığı kadar yerindeydi..Ve anladı kalbini uyurken kimin aldığını..
Banktan kalktı, gözden kaybolan uzun saçlı kızın gittiği yöne doğru hiç durmadan koştu...

Evet başlıktan da göreceğiniz gibi babama araba kullanmayı ögretmek gibi ulvi bir görevim var benim :) Genelde hep tam tersi olur, babalar çocuklarını direksiyon başına oturturlar ama bizde tam tersi işliyo..3-4 kere sürdürdükten sonra bugün 5. sürüşe çıktık heralde..Havanın kararmış olması babamın gözünü azıcık da olsa korkuttu ama pek trafik olmayan bir yola götürdüm..İlk gittiğimizde ardarda istop etme rekoru kırmıştı :)) En son 13. ya da 14. istopta benim beynimin üzerinden dumanlar çıkıyordu :)) O da anladı kızdığımı tam bırakacaktı istemiyorum araba sürmek diyecekken, hadi canım, hadi cicim diyerek arabayı kaldırmayı başarmıştık :)
Dün eve geldiğimde kafamda başka planlar vardı..Yemeğimi yeyip maç izlemeye gidecektim..Ama annemin su koyuvermesi nedeniyle babamın elinde Ataol Behramoğlu'nun şiir dinletisine bir adet fazla bilet vardı..Ne yapsak, ne etsek derken gidelim hem babamızı yanlız bırakmayalım, hem de Haluk Levent'in sesinden dinleyip çok sevdiğim "Bu Aşk Burada Biter"'i şiir diliyle yaratanının sesinden dinleyeyim dedim..
Kedilere karşı öyle çok büyük bir sevgim, sempatim, empatim, nefretim olmadı bu yaşıma kadar :) Bazılarının çok tatlı olmasına rağmen çocukluktan kalma kedi, köpek ve tüylü hayvanlarla pek yakın temasa girmeme huyum yüzünden hiç sevmedim bu tatlı hayvancıkları..Hatta misafirlikte filan yanıma çok sokulurlursa sahibinden kibarca kedisini uzaklaştırmasını istedim, yoksa kedisini son görüşü olacagını da üstüne basa basa söyledim :) Her an üstüme atlayıp Zorro misali yüzüme adlarının baş harflerini kazıyacaklarmış gibi haşin ve gaddar durdular uzun yıllar..
Sonrasında yavaş yavaş pek bi datlı hayvanlar olduğunu düşünmeye başladım kedülerün :) Hele sahibiyle uyum sağlayan düdük makarnalarını ve yukardaki gibi kahve kupasına sığacak kadar küçük ve şirinlerini gördükçe iyice kanım ısındı :) Böyle giderse ilerde küçük bi kedi alıp, büyüyene kadar besleyebilirim :P Büyüyünce ne yaparım bilmiyorum çünkü Garfield gibi şişko bi kedi filan olursa istemem..Formunu korumalı..Haa bi de fare filan çıkarsa evde hemen imha timi edasıyla yok etmeli..Arabaya bindirdiğimde uslu uslu oturmalı yanımda, eve geldiğimde kapıda karşılamalı beni :)
Şu yanda duran düdük makarnası gibi fotojenik olmalı benim kedim :) Melül melül bakmalı, nice canlar yakmalı..Ummadık yerlerden, ummadık zamanlarda çıkıp güldürmeli yüzümü..Banyo yaparken çok naz edip, sağı solu batırmamalı..Kendi yemeğini kendi yapmalı, televizyon izlerken önümden geçmemeli, temizliğe yardımcı olmalı :? Yok yok abarttım biraz, benim kediyle karıştırdım galiba bi anda :)

Gizli ajan Irre
*Gerçek isimler Paintte gelişi güzel bir şekilde silinmiştir :)

