Kedilere karşı öyle çok büyük bir sevgim, sempatim, empatim, nefretim olmadı bu yaşıma kadar :) Bazılarının çok tatlı olmasına rağmen çocukluktan kalma kedi, köpek ve tüylü hayvanlarla pek yakın temasa girmeme huyum yüzünden hiç sevmedim bu tatlı hayvancıkları..Hatta misafirlikte filan yanıma çok sokulurlursa sahibinden kibarca kedisini uzaklaştırmasını istedim, yoksa kedisini son görüşü olacagını da üstüne basa basa söyledim :) Her an üstüme atlayıp Zorro misali yüzüme adlarının baş harflerini kazıyacaklarmış gibi haşin ve gaddar durdular uzun yıllar..
Sonrasında yavaş yavaş pek bi datlı hayvanlar olduğunu düşünmeye başladım kedülerün :) Hele sahibiyle uyum sağlayan düdük makarnalarını ve yukardaki gibi kahve kupasına sığacak kadar küçük ve şirinlerini gördükçe iyice kanım ısındı :) Böyle giderse ilerde küçük bi kedi alıp, büyüyene kadar besleyebilirim :P Büyüyünce ne yaparım bilmiyorum çünkü Garfield gibi şişko bi kedi filan olursa istemem..Formunu korumalı..Haa bi de fare filan çıkarsa evde hemen imha timi edasıyla yok etmeli..Arabaya bindirdiğimde uslu uslu oturmalı yanımda, eve geldiğimde kapıda karşılamalı beni :)
Şu yanda duran düdük makarnası gibi fotojenik olmalı benim kedim :) Melül melül bakmalı, nice canlar yakmalı..Ummadık yerlerden, ummadık zamanlarda çıkıp güldürmeli yüzümü..Banyo yaparken çok naz edip, sağı solu batırmamalı..Kendi yemeğini kendi yapmalı, televizyon izlerken önümden geçmemeli, temizliğe yardımcı olmalı :? Yok yok abarttım biraz, benim kediyle karıştırdım galiba bi anda :)Ne diyodum bi tane almak lazım eve böyle tatlı bi kedi..Tabi önce misteRio kod adlı kediyi ikna etmek lazım, bir eve iki kedi fazla derse yapılabilecek bişey yok :( Aslında ben kedimden çok memnunum, pek memnunum :) Vazgeçtim istemiyom başka kedi :P
*Devamlı fikir değiştiren insan mahlukatı


